Horoz!! :))

 

Rahip özenle bakımını yaptığı, büyüttüğü tavuklarını kilise bahçesindeki kümesine kapatır. Lakin üzerine titrediği, horozu tavukların arasında göremez, ortada yoktur.


Ayinden sonra aklına horoz gelir, cemaatine sorar:
—Kimin horozu var?
Bütün erkekler ayağa kalkınca, sorunun yanlış anlaşıldığını anlar:
—Hayır onu demedim, horozu kim gördü?
Bu kez tüm kadınlar ayağa kalkar...
—Hayır, efendim!! Başkalarının horozunu kim gördü demek istiyorum.
Kadınların yarısı ayağa kalkınca, ortamı iyice karıştırdığını düşünür, düzeltir:
— Allah, Allaaah! Benim horozumu kim gördü yahu?
Bütün rahibeler ayağa kalkar...

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Meslek...


 

Kadın; işadamı kocasının, ülkedeki ekonomik krizin nabzını yoklamak amaçlı gezisini fırsat bilir ve eski manitalarından birini yatağına alır.. Olacak ya!! Koca, beklenen süreden önce iş gezisi bittiği için soluğu evde almıştır. Öyle ki, kadın arkadaşını anca sokabilir yatak odasındaki gardıroba. Kendi de hemen, darmadağınık olan yatağın içine uzanır. Kocası yatak odasına girdiğinde:


- Ah canım! Sakın yakma lambayı!! Başım öyle çok ağrıyor ki, başımı yorganın altına soktum; tahammülüm yok ışığa da, aydınlığa da...
Koca:
- Ah!! Ah canımın içi!! Şimdi geçiririm ben senin baş ağrını. Demesiyle karanlıkta soyunur, dökünür. Tam yatağa girerken, gardıroptakini evden nasıl çıkaracağını düşünen kadın, başlar sızlanmaya:
- Ah başım... Çatlıyor başım... Yok, hayır, dayanamayacağım; korkunç ağrıyor başım. Kocacığım ne olur, hiç değilse, açık bir eczaneden aspirin alır mısın?
Karanlıkta soyunup dökünmüş koca;
- Gayet tabii karıcığım, gayet tabii…
Elektriği yakmadan karanlıkta el yordamıyla giyinen koca apartmandan dışarı çıkar, karşıdaki tanıdık eczanenin nöbetçi olduğunu görünce de çok sevinir. Hemen koşar eczaneye:
- Aspirin istiyorum,
Eczacı:
- Tamam, bir dakika..
Eczacı, raftaki aspirini almaya uzanırken birden geri döner ve adama:
- Ne oldu size böyle? Üstünüzdeki itfaiyeci üniforması da ne? Yoksa mesleğini mi değiştirdin?                                         Çetin ALTAN'dan..

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Rota!!


 

Savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alırken, kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık fark eder. Hemen karşı tarafa sinyal gönderir ve şu mesajı geçer:

— Derhal rotanızı 30 derece doğuya çevirin.
Karşıdan anında yanıt gelir:
— Sen rotanı 30 derece batıya çevir!
Şaşıran komutan, sinirlenir, mesajı yineler:
— Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!
Karşıdan:
— Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevir!
Komutan öfkeden küplere biner, bu kez mesaj da:
— Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece doğuya çevir!
Yanıt:
— Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece batıya çevir!
Sinir katsayısı fırlayan komutan, mürettebata tüm topları ateşe hazır hale getirmelerini emreder ve son mesajını gönderir:
—Burası bir savaş gemisi, rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız!
Karşıdan:
—Burası da bir deniz feneri ve ben fener bekçisi Oliver! Rotayı 30 derece doğuya çevirmezsen, birazdan kayalara çarpacaksın komutan!..

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Küçük Rica!!

 

Otomobil almak isteyen adam gazetedeki ilanları tararken gözlerine inanamaz. “250 $’a Mercedes” Herhalde yanlış baskı deyip sayfa değiştirir. Ertesi gün yine aynı ilan “250 $’a Mercedes”  Hata sürüyor, diye düşünür.. Ertesi gün de aynı ilanı görünce:

— Bir dakika yaa! Arayıp uyarıyım, yanlış yapmasınlar, der ve numarayı çevirir. Karşısındaki çok kibar bayan:

— Buyurun beyefendi..
— Hanımefendi, gazetede bir mercedes ilanı var, siz mi verdiniz?
— 250 dolar a yeni süper lüks mercedes, bunu soruyorsunuz sanırım Evet, zaten sadece siz aradınız..
— Yani, ilan doğru mu?
— Evet, beyefendi arabayı almak mı istiyorsunuz?
— Yani 250 dolara mercedes öyle mi?
— Evet.
— Aa. ar. arab . araba ayı gö gö göreb görebilir miyim?
— Tabii adresi vereyim...
Adam, hızla şehir dışındaki adresi bulur, görkemli bir malikanenin, bahçesinden girer ve zili çalar. Hizmetçi kapıyı açarak onu salona alır. Alımlı, genç, güzel bayan, adamı kibarca karşılar, buyur eder...
— Hanımefendi, ara ara aa aarabayııı g ggö görebilir miyim?
— Tabii ki, buyurun garaja gidelim
Garajın kapısı açılır,... Pırıl pırıl, özel yapım, son model mercedes tüm ihtişamıyla orada öyle duruyor.... Dili damağı kurumuş, nutku durmuş, güçlükle:
— Çalışıyor mu?
—Elbette.. Alın anahtarları deneyin, bahçede bir tur atın isterseniz.
Adam bahçede bir tur atar ve geri gelir, her şey normal. Şaşkınlığı doruk yapar:
— Şimdi ben, size 250 $ verirsem.. Bu arabayı alabilirim yani?
— Evet beyefendi, aynen öyle..
Heyecandan elleri titreyen adam cebinden çıkardığı parayı kadına uzatır. Kadın da aracın belgelerini imzalayıp adama uzatır:
—Hayırlı olsun beyefendi, deposu da dolu, arabanızı güle güle kullanın!!
Adam arabaya biner, tam gidecekken döner ve dökülür:
— Allah aşkına hanımefendi!! Şaka mı bu? Ne oluyor?!! Şu işin aslını bana anlatın, yoksa delireceğim!
Kadın buruk bir kahkaha atar ve çantasından bir kağıt çıkartır:
— Bu benim geçen hafta sekreteri ile yurtdışına kaçan utanmaz eşimin bıraktığı mektup, bakın ne diyor:
“sevgili karıcığım..
Bana çok emeğin geçti, beni affet... Sana evi, çocukları, eşyaları, şirketlerden birini, sahildeki yazlığı bırakıyorum. Senden bir küçük ricam olacak: Lütfen garajdaki mercedesi sat ve parasını bana yolla”

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Diken..

 

Fanatik Galatasaray'lı ilk defa gittiği berberde saçını kestirirken, berberi durduk yere:
— İlk gittiğin maçı anımsıyor musun? diye soracağı tutar. Bizimki beklemediği bu soru karşısında, şaşırır:

— Evet, ne olacak?
— Hangi maçtı?
— Bir Fenerbahçe maçıydı.
— Kadiköyde mi?
— Evet oradaydı….
Aradan bir-iki dakika geçmez. Berber yeniden sorar:
— Hangi maç demiştin?
— Fenerbahçe maçı.
— Nerede!! Nerede?
— Kadıköy dedik ya!
Bir-iki dakika geçmez yine aynı hikâye:
— Demek hayatta gittiğin ilk maç bir Galatasaray - Fenerbahçe maçıydı ha?
Bizimki sinirlenir:
- Evet be Fener maçı dedik ya !!!!
Berber birkaç dakika sonra ayni nakaratı sürdürünce, bizimki isyan eder:
— Eeee.. İnsaf be!! Kardeşim ilk gittiğim maçın Fener maçı olduğunu elli kere söylettin!!. Yeter artık!! Kırık plak gibi niye tekrarlıyorsun?
Sükûnetini bozmayan berber:
— Fener deyince saçların diken diken oluyor ama! Daha rahat kesiyorum [!?]

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Düşünce..

 

Diyelim ki Nasreddin Hoca, İncili Çavuş, Bekri Mustafa ve Ruhi Baba; TV kanallarındaki açık oturumlardan birine katılmışlar.


Konu da “Demokratik açılım...”
Söz sırası Nasreddin Hoca’ya geldiğinde:
— Hoca!! Her siyasetçi açıklayıp duruyor düşüncesini, sen ne diyorsun bu konuda?

Nasreddin Hoca, gülümseyerek sakalını sıvazlıyor:
“Düşünce” sözcüğü, sadece beyinsel bir değerlendirmeyi yansıtmaz; bir yerden bir yere “düşme”, yığılıp kalma, kapaklanma anını da anlatır. Siyasal kutuplaşmaların tepelerinden fırlatılan karşılıklı sövgü küfürleri, ekranlardan insanların da kulaklarına “düşünce”... Hoca, sürdürüyor görüşlerini:
— Siyasetçiler de birbirlerine çelme takayım derken, bir keşmekeşin içine kapaklanıp düşünce... Yorumcular da bunu “siyasal düşünce” olarak benimsiyor. Ve Hoca şöyle diyor:
— Benim ise yorumum çok açık; sıcak çatışmalarla, çalkantılı bir döneme doğru kayan bir ülke, böyle bir duruma düşünce... Boşu boşuna savurtulan milyarlar da suyunu çekince, şapa oturma sakıncası doğabilir, işte bu da bir düşünce...
* * *

İncili Çavuş da katılıyor konuşmaya:
— Hoca haklı ama, daha şimdiden şapa oturmuşlar, bilmiyorlar nerede oturduklarını; İstanbul trafiğinin içindeki arabalarda oturmuş sanıyorlar kendilerini.
* * *
Bekri Mustafa ise, koynundaki şişeden, kimseye çaktırmadan bir fırt çektikten sonra:
— Hastir, demekle yetiniyor.
* * *
Ruhi Baba da:
— Ah bu siyasal jigololar, diye içini çekiyor.
Kendisine, ne demek istediği sorulduğunda:
— Bütün olup bitenler hep “vatan, millet, devlet” aşkıyla olmuyor mu, sanki vatan, millet, devlet zengin ve dul birer kadınmış gibi...
Siyasetçilerin hepsi de geçimini, itibarını, tantanasını onların aşığı gibi görünme sayesinde kazanıyorlar. Buna “siyasal jigololuk” denmez de ne denir?
                                                        Çetin ALTAN'dan

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Eczacı..

 

Eczaneye giren genç adam, leblebi çerez ister gibi eczacıya seslenir:
—Abi bana bir viagra verir misin?
Eczacı verir viagrayı.
Genç adam:
— Kaç para?


— 10 TL.
Genç adam 100 TL çıkarınca eczacı:
— Bozuk yok mu? Kasada o kadar yok
— Bende de yok!
Bunun üzerine eczacı: karşıdaki dükkânı işaret ederek:
— Çerezciden bozdur gel.
— Ama abi! Çerezci beni tanımaz ki!
Eczacı:
— Ben burdan işaret ederim bozar paranı.
Eczane karşısındaki çerezciye giren genç adam:
— Abi, beni karşı eczacı gönderdi, 100 TL’yi bozacakmışsın, birde 500 TL para verecekmişsin..
Çerezci başını kaldırıp eczacıya bakar, karşıdan eczacı da başını sallayarak onay verir.
Genç adam eczacıya 10 TL’yi verir ve viagrayı alıp gider.Akşamüzeri çerezci, gelip 500 TL’yi isteyince eczacı şaşırır:
— Ne 500 TL’si komşu?
— Çocuğu gönderdin hem 100 TL bozdurdun, hem de 500 TL. istedin ya! Hatta sana baktım, sende başınla onayladın!!.
Başına gelenleri fark eden eczacı, bozulduğunu belli etmeden, tabii vermiş çerezciye 500 TL’yi.. Tesadüf olacak ya!! Bu olaydan bir gün sonra eczaneye yaşlı bir amca girer.
Eczacıya yaklaşır:
— Oğlum! Ben şey.. viagra alacam ama etkileri nasıldır? Bilgi verir misin?
Eczacı oturduğu koltuğa iyice yaslanır:
—Size şu kadarını söyleyebilirim bey amca!!, dün birisine viagra verdim. Adam daha kutusunu açmadan, hem çerezciyi hem de beni becerdi!!

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

La Fontaine

 

Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos


Yani topu topu bir ay...
Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.
Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.
Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık.
Ömrün bir ay...
Buldun, buldun...
Bulamadın, bir daha yok.
Siz olsanız çalışır mıydınız?
                                              Sunay AKIN’dan


Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

İneruk..


Temel'le Dursun, İstanbul'da minibüste birlikte giderken şoför arada
bir
arkasına dönüp "Levent", "Fatih", "Eyüp" diye sesleniyormuş... Olanları pür dikkat izleyen ve artık sıkılan Dursun, Temel’e dönmüş;

— Ula Temel, ne zaman ineceuk?

Temel de;

- Patlama uşağum!! Sabirli ol, ismimuz okunsun ineruk!

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere

Ediii..


 

Temelin karısı Fadime grip olur. Teşhis domuz gribi!.. Uzun uğraşlardan sonra zor da olsa iyileşir ..


İdris çarşıda görüp sorar temel'e:
— Nasildur yence?
Temel yorgun, bitkin ve bezgin bir halde:
— Giripi geçtu geçmesuna da domizliği devam edii!!!.

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : Fıkra,fıkrasevenlere